KAMUHABER

Doğru Haber

Pzt05212012

Son denetim11:56:55 PM

Teşkilat Yapısının Değişmesinin Emekli Personelin Maaşı Üzerindeki Etkisii

Hurda İşletmesi Müdürlüğünden emekli olmuş birisinin daha sonra genel müdür eek göstergesi uygulanmasına karşın, hurda işletmesi müdür yardımcısına uygulanacak olan ek göstergenin şube müdürü düzeyinde tutulması konusundaki yargı kararına aşağıda yer verilmiştir

Kapsamdışı personelin nakledilmesinde ödenecek iş sonu tazminatına dair

Kapsam dışı personel olarak çalışmakta iken, özelleştirme uygulamaları kapsamında memur olarak nakledilen davacıya, iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle ödenecek kıdem tazminatına, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren, bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin işletilmesi gerektiği hakkında.

Memura Yersiz Yapılan Ödemenin Geri Alınması Hk.

T.C.

D A N I Ş T A Y

İkinci Daire

Esas No : 2010/1471

Sözleşmeli Personele İş Sonu Tazminatı Ödemesi Hk. Mahkeme Kararı

Sözleşmeli personel olarak görev yapmakta iken, (10.1.1994 tarihi itibariyle) ilişiği kesilen davacıya ödenmesi gereken iş sonu tazminatının, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içinde dava konusu edilebileceği hakkında.

Fazla Çalışma İle Nöbet Hizmetinin Farklı Olduğu Hk. Mah. Kararı

T.C.

D A N I Ş T A Y

Onikinci Daire

Esas No : 2008/5754

Disiplin Cezası Alanlara Ek Ödemenin Yapılması Hakkında

Ek ödemenin personelin aldığı aylığın önemli bir parçası olduğu, herhangi bir disiplin cezası alanlara ayrıca belirli bir süre ile ek ödemeden yararlandırmama veya kesinti yapma yoluna gidilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

Terör Nedeniyle Ölen Erin Anne ve Babasına Aylık Bağlanması

T.C.

D A N I Ş T A Y

Onbirinci Daire

Disiplin Cezasının Ek Ödemeye Engel Olmadığı Hk. Mahkeme Kararı

Aylıktan kesme cezası ile cezalandırılan davacının bu fiili nedeniyle ayrıca ek ödemeden yararlandırılmamasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmediği hakkında.

Polisin Vazife Malulu Sayılması Hakkında

T.C.

D A N I Ş T A Y

Onbirinci Daire

Haksız Yere Müşaviri Yargılatan İdarenin Tazminat Ödemesi Hk. Yargı Kararı

Haksız yere ithamda bulunarak yeminli mali müşavirin yargılanmasına sebep olan idarenin tazminat ödemesi ve bundan kaynaklı zararı da personele rüce edebileceği hakkındaki karara aşağıda yer verilmiştir.  

Vazife Malullüğü Aylığı Bağlanması Hakkında

T.C.

D A N I Ş T A Y

Onbirinci Daire

Personele Fazla Yapıldığı İddia Edilen Ödemenin Geri Alınması

Danıştay Başkanlığı tarafından  yayınlanan Karar fazla ödemelerin geri alınmasında idare tarafından resmen silah olarak kullanılan “açık hata” kavramının da sorgulanması anlamına gelmektedir. Bütün kamu personelinin söz konusu Kararı arşivlerine almasını önermekteyiz.

Yersiz Fazla Ödemenin Mirasçılardan Alınmasına İlişkin

T.C.

D A N I Ş T A Y

Onbirinci Daire

Esas No : 2008/6908

Karar No : 2010/5831

Özeti : Kendisine yersiz ve fazladan ödeme yapılan ilgilinin ölümü halinde, yersiz yapılan ödemelerin; ölen kişinin

yasal mirasçılarına karşı adli yargı yerinde genel hükümlere göre açılacak dava ile talep edilebileceği,

5434 sayılı Kanun'un 121. maddesi hükmüne dayanarak davacının dul aylığından kesinti yapılmak

suretiyle tahsil edilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmediği hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …

Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

(T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü)

Vekili : Av. …

İstemin Özeti : Ankara 14. İdare Mahkemesince verilen 21.2.2008 tarih

ve E:2007/153, K:2008/271 sayılı kararın; davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması

istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Emir Dalkıran

Düşüncesi : 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 121. maddesi hükmü ile, idareye, yersiz ve fazladan ödediği meblağları ilgilisinden herhangi bir yargı kararı olmaksızın re'sen istihkaklarından kesmek suretiyle geri alma yetkisi tanınmış olmakla birlikte, idareye tanınmış olan bu cebri icra yetkisi, yapılmış bulunan yersiz ödemenin geri alınmasının ancak yersiz ödeme yapılan kişinin istihkakına yönelik olabileceği noktasında sınırlanmaktadır. Kendisine yersiz ve fazladan ödeme yapılan ilgilinin ölümü halinde idare, yapmış olduğu ödemeleri ancak adli yargı yerinde genel hükümlere göre ilgilinin mirası reddetmemiş olan yasal mirasçılarına karşı yönelteceği icra takibi veya dava ile aramak durumunda olup; ölmüş bulunan ilgiliden dolayı dul veya yetim aylığı alan kişilerin aylıklarından, 5434 sayılı Kanun'un 121. maddesi hükmüne dayanarak re'sen cebri icra yetkisi kullanmak suretiyle kesinti yapma olanağı bulunmamaktadır. Bakılan davada; davacının eşine vefat ettiği tarih olan 5.8.2006'ya kadar sehven (3600) ek gösterge uygulanmak suretiyle yersiz olarak fazla emekli aylığı ödendiği, bu yanlışlığın davacıya dul aylığı bağlanması sırasında fark edilerek 12.9.2006 tarihli işlem ile davacı adına, vefat eden eşine yapılan fazla ödemelerin borç çıkartıldığı görüldüğünden, yukarıda açıklandığı üzere vefat etmiş olan ilgiliye yapılan fazla ödemelerin 5434 sayılı Kanun'un 121. maddesi hükmü uyarınca davacının dul aylığından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilmesine yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık

bulunmadığından, davayı reddeden İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

 

Danıştay Savcısı : Mehmet Ali Samur

Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava, eşinden dolayı dul aylığı alan davacı adına, vefat eden eşine hatalı olarak yüksek ek gösterge uygulanmak suretiyle fazla emekli aylığı ödendiğinden bahisle, 1.9.2001 ila 31.8.2006 tarihleri arasında geriye doğru 5 yıl için yersiz ödenen aylık tutarları toplamı

16.187,54 TL' nin borç çıkartılması ve aylıklarından 1/4 oranında kesilerek tahsil edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun

121. maddesi hükmü uyarınca davacının vefat eden eşinin hatalı olarak yararlandığı ek gösterge rakamı nedeniyle yersiz ödenen aylık farklarının borç çıkarılarak emekli aylıklarından 1/4 oranında kesilmek suretiyle tahsil edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek Mahkeme kararının temyizen incelenip bozulması istenilmektedir. 5434 sayılı Kanun'un 121. maddesinde :" Her ne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan ödemeler, ilgililerin varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınır. Ancak ilgili, Sandıkça yapılan bu muamelenin yersizliği hakkında Danıştay'da dava açabilir. Herhangi bir nedenle Sandık tarafından ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle düzenlenir." kuralına yer verilmiştir.

İdari işlemlerin hukuka uygunluk karinesinden yararlanmasının doğal bir sonucu olarak, idarenin tesis ettiği işlemleri re'sen icra etme yetkisi kural olarak bulunmaktadır. İdare, tesis ettiği işlemleri, herhangi bir yargı merciine başvurup karar almaya ihtiyaç duymadan, salt sahip olduğu kamu kudretini kullanarak yerine getirmeye yetkilidir. Ancak bazı idari işlemlerin re'sen icra edilebilmesi için idarenin, işlemin muhatabı olan kişinin fiziki

veya mal varlığı üzerinde cebri tedbirlere başvurması, kuvvet kullanması gerekebilir. İşte bu tür sonuçlar doğuran idari işlemleri uygulayabilmek için kural olarak idarenin re'sen cebri icra yetkisi bulunmamaktadır. Zira idarenin cebir kullanması Anayasa tarafından güvence altına alınan kişi hürriyetine ve mülkiyet hakkına müdahale anlamına gelir. Böyle bir müdahalenin hukuka uygun olmasını sağlayacak yegane şart ise idareyi bu yönde açıkça yetkilendiren bir yasanın varlığı halidir.

Dosyanın incelenmesinden, 14.3.1963 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumu Konya Sigorta Müdürlüğünde memur olarak göreve başlayan davacının eşinin, bir süre müfettişlik görevinde bulunduktan sonra genel idare hizmetleri sınıfında şef kadrosuna atandığı, genel idare hizmetleri sınıfında müdür olarak görev yapmakta iken 16.3.1993 tarihinde isteği üzerine emekliye ayrıldığı ve 1.1.1995 tarihinden itibaren (3600) ek gösterge rakamı uygulanmak suretiyle emekli aylığı bağlandığı, bilahare 5.8.2006 tarihinde vefat etmesi üzerine davacıya (3000) ek gösterge rakamı uygulanarak dul aylığı bağlandığı, davacının eşine sigorta müfettişleri için öngörülen (3600) ek gösterge rakamının sağlığı boyunca sehven uygulandığı bu aşamada fark edilerek, işlem tarihinden geriye doğru 5 yıl hesap

edilmek suretiyle 1.9.2001 ila 31.8.2006 tarihleri arasında davacının merhum eşine yersiz ödenen aylık tutarı toplamı olan 16.187,54 TL' nin davacı adına borç çıkartılması ve aylıklarından 1/4 oranında kesilerek tahsil edilmesine ilişkin işlemin tesis edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 5434 sayılı Kanun'un 121. maddesi ile, idareye, yersiz ve fazladan ödediği meblağları ilgilisinden herhangi bir yargı kararı olmaksızın re'sen istihkaklarından kesmek suretiyle geri alma yetkisi tanınmış olmakla birlikte, idareye tanınmış olan bu cebri icra

yetkisi, yapılmış bulunan yersiz ödemenin geri alınmasının ancak yersiz ödeme yapılan kişinin istihkakına yönelik olabileceği noktasında sınırlanmaktadır. Anılan düzenlemede yersiz ve fazladan ödeme yapılan ilgilinin ölümü halinde Sandık alacağının ne şekilde tahsil edileceği hakkında bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu halde, idare yapmış olduğu ödemeleri ancak adli yargı yerinde genel hükümlere göre ilgilinin yasal mirasçılarına karşı yönelteceği icra takibi veya dava ile aramak durumunda olup; ölmüş bulunan ilgiliden dolayı dul veya yetim

aylığı alan kişilerin aylıklarından, 5434 sayılı Kanun'un 121. maddesi hükmüne dayanarak re'sen cebri icra yetkisi kullanmak suretiyle kesinti yapma olanağı bulunmamaktadır. Bakılan davada, davacının eşine vefat ettiği 5.8.2006 tarihine kadar sehven (3600) ek gösterge uygulanmak suretiyle yersiz olarak fazla emekli aylığı ödendiği, bu yanlışlığın idarece davacıya dul aylığı bağlanması sırasında fark edilerek 12.9.2006 tarihli işlem ile davacı adına vefat eden eşine yapılan fazla ödemelerin borç çıkartıldığı görüldüğünden, vefat etmiş olan ilgiliye yapılan fazla ödemelerin yukarıda yer verilen yasa hükmü uyarınca davacının dul aylığından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilmesine yönelik olarak tesis edilen dava konusu işlemde ve bu işleme karşı açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, davacı temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,

28.6.2010 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

 

Ek Özel Hizmet Tazminatının Ödenmesi Hk.

 Ek özel hizmet tazminatının da, özel hizmet tazminatlarında olduğu gibi, bu tazminatları gerektiren işlerde görevlendirilen personelin fiilen o işlerde çalışması karşılığında ödeneceği hakkında.

4/C li Personele Görev Yolluğu Ödenesi hakkında

T.C.

D A N I Ş T A Y

Personele Yersiz Yere Fazla Yapılan Ödemelerin Geri Alınmasına İlişkin Karar

Personele yersiz yapılan ödemelerin geri alınmasına ilişkin idarenin çok keyfi davranması durumu söz konusu olabilmektedir. Genel olarak rastlanılan bu tür durumlarda personelin durumuna ilişkin mahkeme kararları en iyi aydınlatıcı yol olacaktır.

Davaların Kazanılması Durumunda Avukatlara Vekalet Ücreti Ödenmesi Konusunda Anayasa Mah. Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

İftira Atanlara İlişkin Anayasa Mahkemesinin Kararı Yayınlandı

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığının iftira atananların cezalandırılmasına ilişkin Türk ceza kanununun ilgili hükümlerinin anayasaya aykırılığını değerlendirmeye ilişkin Kararı, Ülkemizde çok fazla iftira atıldığı bir ortamda nasıl bir anlam taşıyacaktır bilemiyoruz. Bilidniği üzere hali hazırda çok sayıda operasyon isimsiz, imzasız dilekçeler, nereden geldiği belli olmayan maillerle yürütülmektedir.

Kamu Kurumlarında Çalışmakta Olan Saymanların Maaşlarında Artış Olabilir. Anayasa Mah. Kararı

Bugün yayınlanan ve aşağıda bir örneğine yer verdiğimiz Anayasa mahkemesi başkanlığının kararı kamu kurumlarında çalışmakta olan saymanlara Maliye Bakanlığında saymanlara ödenmekte olan ek ödemenin aynı şekliyle ödenmesini gerektirmektedir.

Büyükşehir Belediye Sınırlarında Görevlendirme Konusunda Harcırah

T.C.

D A N I Ş T A Y

Beşinci Daire

Esas  No   : 2008/2665

Karar No   : 2010/2922

 

Özeti : Harcırah Kanunu'nun Geçici 4. maddesi uyarınca, memuriyet mahallinin belirlenmesinde, büyükşehir belediyelerinin 5216 sayılı Kanun'la değiştirilmeden önceki sınırlarının gözönüne alınacağı hakkında.

 

            Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : …

            Karşı Taraf        : Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı

            İsteğin Özeti    : İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 31.1.2008 günlü, E:2006/2554, K:2008/167 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

            Cevabın Özeti   : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

            Danıştay Tetkik Hakimi : Serap Erkan

            Düşüncesi        : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

            Danıştay Savcısı : İsa Yeğenoğlu

            Düşüncesi        : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

            Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği düşünüldü:

            Davacı, geçici görevlendirilmesine ilişkin 7.11.2001 ve 7.2.2006 günlü işlemlerden dolayı yolluk ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 2.10.2006 günlü, 10416 sayılı işlemin iptali ile söz konusu yolluğun yasal faiziyle birlikte ödenmesine, ayrıca 2.000.- TL manevi zararın ödenmesine hükmedilmesi istemiyle dava açmıştır.

            İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nin 31.1.2008 günlü, E:2006/2554, K:2008/167 sayılı kararıyla; davacının geçici görevlendirildiği Yakuplu Beldesi'nin yerleşim özelliği bakımından şehrin devamı niteliğinde olduğu, kurumca servis imkanı sağlandığı gibi ayrıca düzenli olarak ulaşım hizmetinin var olması nedeniyle de memuriyet mahalli dışında bir yer sayılmasının söz konusu olamayacağı, davacının ihtiyaç nedeniyle geçici görevlendirildiği ve daha sonra asıl görev yerinde göreve başlatıldığı, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

            Davacı, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığını ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

            6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 39. maddesinde, resmi bir görevle memuriyet mahalli içinde bir yere gönderilenlere gündelik verilmeyeceği, geçici bir görevle memuriyet mahalli dışındaki bir yere gönderilenlerden, buralarda ve yolda öğle ve akşam yemeği zamanlarından birini geçirenlere 1/3, ikisini geçirenlere 2/3 oranında ve geceyi de geçirenlere tam gündelik verileceği; 3/g maddesinde, memuriyet mahallinin, memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü veya kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerler olduğu hükmü getirilmiştir.

            5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun Geçici 2. maddesinde; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte büyükşehir belediye sınırlarının İstanbul ve Kocaeli ilinde il mülki sınırı olduğu hükmü getirilmiş; 6245 sayılı Harcırah Kanunu'na 5335 sayılı Kanun'la eklenen Geçici 4. maddede, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun geçici 2. maddesi uyarınca büyükşehir belediye sınırlarında yapılan değişikliklerin, 3. maddenin (g) bendinin uygulanmasında dikkate alınmayacağı hükmü yer almıştır.

            Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idare İstanbul Bölge Müdürlüğü'nde memur olarak görev yapan davacının 7.11.2001 günlü, 4218 sayılı işlemle Ambarlı Liman Başkanlığı'nda geçici olarak görevlendirildiği, davalı idarenin 15.10.2003 günlü işlemi ile anılan görevlendirmesi iptal edildikten sonra 7.2.2006 günlü, 01162 sayılı işlemle aynı yere tekrar görevlendirildiği, 21-22.8.2006 tarihlerinde yaptığı başvurular ile söz konusu görevlendirmelerden dolayı 2/3 oranında geçici görev gündeliği ve yol masrafının ödenmesini istediği ve bu talebinin, Ambarlı Liman Başkanlığının gerek il sınırları, gerekse büyükşehir sınırları içinde olması nedeniyle geçici görev gündeliği ödenmeyeceği gerekçesiyle reddi üzerine temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

            Davacının geçici görevlendirildiği Yakuplu Belediyesi'nde bulunan Ambarlı Liman Tesisleri 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun Geçici 2. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde ise de, Harcırah Kanunu'nun yukarıda bahsi geçen Geçici 4. maddesi hükmü karşısında, memuriyet mahallinin belirlenmesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 5216 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önceki sınırlarının dikkate alınmasının gerekmesi nedeniyle, anılan yerin belediye sınırına dahil olmadığı ve bu anlamda memuriyet mahalli olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.

            Öte yandan, davacı hakkında daha önce de geçici görevlendirme işlemleri yapıldığı ve bunların yargı kararıyla iptal edildiği dosyadan anlaşılmakta olup, yolluk ödenmeme işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, geçici görevlendirme nedeniyle yolluk ödenmemesinden dolayı maddi ve manevi tazminat isteklerinin yalnızca "memuriyet mahalli" saptamasına dayalı biçimde ve isabetli olmayan gerekçeyle reddedilmesine yönelik kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.

            Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle İstanbul 7. İdare Mahkemesi'nce verilen 31.1.2008 günlü, E:2006/2554, K:2008/167 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun'la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, 30.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.