• BIST 98.314
  • Altın 144,038
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 24 °C
  • Antalya : 21 °C
  • Erzurum : 9 °C
  • Bursa : 19 °C

Kılıçdaroğlu: PKK, HDP'yi baraj altında bırakmak istiyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, PKK'nın gerçekleştirdiği eylemlerin, HDP'yi baraj altında bırakma amacı taşıdığını söyledi.
Kılıçdaroğlu: PKK, HDP'yi baraj altında bırakmak istiyor


Kurban Bayramı'nı Avrupa'daki seçmenleriyle birlikte geçiren Kılıçdaroğlu, Hollanda'da BBC Türkçe'ye verdiği özel mülakatta HDP'yi de eleştirerek partinin "özerklik" açıklamasının barışa katkı sağlamayacağını vurguladı.
 
Kılıçdaroğlu'nun yanıtları şöyle:
 
SANDIKLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ DOĞRU DEĞİL
 
Sandıkların birleştirilmesini bu aşamada doğru bulmuyorum. Bildiğim kadarıyla Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) bu konuda bir kararı var. Ayrıca okula konulan sandığın güvenliğini sağlayamıyorsanız, o zaman sizin iktidar oluşunuz tartışılır. Sonuçta sandık bir kamu binasına konuluyor ve vatandaşlar gelip orada oylarını kullanacaklar. Siz eğer başka bir yöntem arayışına girerseniz haklı olarak toplumun belleğinde kuşkular yaratılır.
 
CHP olarak yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu sorun nasıl çözülür sizce?
 
Bu sorun güvenlik önlemleri ile çözülmez. Bir toplumsal uzlaşma ile çözülür. Sorunun çözüm adresinin de parlamento olması lazım. Öncelikle samimi ve dürüst olacaksınız. Yani "Ben bu sorunu çözerim" diye masaya oturacaksınız. Bunu kendi içinizde tartışacaksınız. Yine sorunun çözümü açısından birinci sınıf demokrasiyi ülkeye getireceksiniz. 12 Eylül darbe hukukunu ortadan kaldıracaksınız. Yüzde 10 seçim barajını ortadan kaldıracaksınız. Eğer Kürt kökenli bir yurttaşınız etnik kimliği dolayısıyla dışlanıyorsa veya kendini dışlanmış hissediyorsa bunun önüne geçmeniz, onun taleplerini yerine getirmeniz gerekir.
 
"Çözüm yeri parlamento" dediniz.. HDP 80 milletvekiliyle parlamentoda. Ancak Kürt hareketi içinde İmralı ve Kandil faktörünün de olması, çözümde muhatap sorunu yaratıyor mu sizce?
 
Bence bu sorunun çözümünü güçleştiriyor. Bence bugün PKK'nın yaptığı terör eylemleri tamamen HDP'yi zor durumda bırakıyor. Ben şahsen HDP'nin baraj altında kalması gibi bir amacı taşıdığını düşünüyorum. Bir anlamda PKK'nın politikası, sarayın (Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın) politikası ile paralel yürüyen bir politika olarak ortaya çıkmıştır.
 
ÖZERKLİK İLANI BARIŞA KATKI SAĞLAMAZ
 
Peki, HDP yönetimi ve Güneydoğudaki yerel yöneticilerin öz yönetim / özerklik açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Hiçbir katkısı olmaz. Yapılması gereken orda AB'nin yerel yönetim özerklik şartını kabul etmektir. Bu Ecevit hükümeti zamanında parlamentodan geçti, yasalaştı. Uygulama yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Bakanlar Kurulu bunu uygulayabilmelidir. Çünkü yerel yönetimler özerklik şartı sadece Doğu için değil bütün Türkiye için, bütün yerel yönetimler için geçerli olacak. Yerel yönetimlerin daha güçlü olması, sağlıklı gelir kaynaklarına kavuşması... Bu şu anlama gelmiyor tabii; yerel yönetimler merkezi otoriteden tümüyle bağımsız olacaklardır. Hayır! Merkezi yönetime hesap vereceklerdir. Zaten 1930'larda çıkan Belediye Yasası'nda da yerel yönetimlerin idari ve mali yönden özerk olduğu yazılıdır. Yani bunlar zaten özerk kuruluşlar. Örneğin Diyarbakırbelediye başkanını İzmirliler seçmiyor, Diyarbakırlılar seçiyor. Ayrı belediye meclisi üyelikleri var, bütçeleri var, kendi kaynaklarını harcıyorlar, merkezi hükümetten kaynak aktarılıyor... Ama bunlar yetersiz. Yerel yönetimlerin hem idari hem mali olarak güçlendirilmesi gerekiyor.
 
CHP, güneydoğuda neden başarısız? Partinizin Kürt seçmeni yeniden kazanmaya dönük çalışması, programı var mı?
 
Şu anda Doğu - Güneydoğu'da gerek sivil toplum örgütleri, gerek yurttaşlar CHP'nin çözüm önerileri getirmesi konusunda gerçekten de belli bir bilgi birikimine sahip oldular. Zaman geldi sadece Doğu ve Güneydoğu'da billboardları kiralayarak çözümlerimizi topluma anlatmaya çalıştık. 3-4 kez başta Diyarbakır olmak üzere Doğu ve Güneydoğu'ya gittim. Sivil toplum örgütleriyle bir araya geldik. Onların sorularını cevaplandırdım. Bu sorunun nasıl çözülebileceğine dair CHP'nin düşüncelerini aktardım. Bir dönem haklı olarak şikayetler geliyordu, "CHP, Sivas'ın ötesine gidemiyor" diye. Biz bugün bütün bölgeye gidiyoruz. Bizim milletvekillerimiz gidiyorlar. Halkla ilişkilerimiz son derece iyi ve başarılı. Sonuçta bir gerçek ortaya çıktı; bu sorunu çözerse ancak CHP çözer. Bu halkın da kabul ettiği bir gerçek. Nitekim son koalisyon görüşmelerinde gerek HDP gerek MHP iki zıt kutup olmasına karşın koalisyonda mutlaka CHPnin olması gerektiğini ifade ettiler. Bu da konulara ne kadar hakim olduğumuzu ve sağlıklı çözümler ürettiğimizi bir anlamda gösteriyor.
 
1 KASIM'DA TABLO DEĞİŞİR Mİ?
 
Sadece güneydoğu değil, Türkiye'nin genelinde etnik ve mezhepsel bir siyaset anlayışı var. CHP, bu ortamda neden toplumun geniş kesimlerini yanına alacak bir alternatif siyaset önermiyor?
 
Kılıçdaroğlu: Ben bazı bölgelerde Kürt kökenli yurttaşlarımıza yönelik şiddete başvurulmasını eleştirdim ve bütün vatandaşlarıma sağduyu çağrısı yaptım. Kimse kimliği dolayısıyla suçlanmamalı. Örneğin Kırşehir'de yıllardır orada işyeri okan Kürt kökenli vatandaşlarımızın dükkanları yağmalandı. Biz hemen ertesi gün milletvekillerimizi gönderdik. Vatandaşlarla bir araya geldiler. Aslında Kırşehirliler de son derece üzgün. Ve bazı provokasyonların olduğu görülüyor. Gözleniyor da zaten. AKP'ye yakın Osmanlı Ocakları'nın bu tür bir provakasyonu düzenledikleri yönünde güçlü emareler var. Sadece Kürt kökenli vatandaşlarımız değil örneğinHürriyet gazetesine yapılan baskınlar da bu bağlamda ayrışmayı derinleştiren olaylar.
 
1 Kasım seçimlerinde, 7 Haziran'da ortaya çıkan siyasi tablo değişir mi sizce, Türkiye'yi ne bekliyor?
 
Türkiye'nin nereye gideceği konusunda toplumun hemen hemen her kesimi, katmanında endişe var. Bu sadece kendi ülkemizde yaşayan yurttaşların endişesi değil. Türkiye ile yakın uzak ilişkisi olan pek çok ülkenin, uluslararası sivil toplum kuruluşlarının da ortak endişesi. Bugün Brüksel'de yapmış olduğumuz görüşmelerde bu endişeler açıkça dile getirildi. Türkiye kendi sorunlarını çözebilecek bilgiye ve birikime sahip bir ülkedir. Ama Türkiye'de siyaset kurumu sağlıklı çalışmadığı için, siyasetin üzerinde bir özel kurumun, otoritenin gölgesi olduğu için veBaşbakanlık makamında oturan kişi bu özel otoritenin baskısının dışına çıkamadığı için bir bir çözümsüzlük süreci yaşanıyor. Umuyorum seçimlerden sonra bu tablo değişir. Kaçak sarayda oturan kişinin, kendi sarayına çekilmesi ve başbakanın gerçekten ülkenin sorunlarına bilerek çözüm üreterek başbakanlığa hakim olması lazım.
 

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 - 2016 Kamu Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : | Haber Yazılımı: CM Bilişim