• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul : 8 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İzmir : 11 °C
  • Antalya : 13 °C
  • Erzurum : -3 °C
  • Bursa : 9 °C

Cumhurbaşkanımız devletimizin başıdır

Hükümet sözcüsü Arınç, Çankaya Köşkü'ndeki Bakanlar Kurulu sonrası açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanımız devletimizin başıdır

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç, Başbakanlığa devredilen Çankaya Köşkü'nde, Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında yaklaşık 4 saat süren Bakanlar Kurulu Toplantısı'na verilen aranın ardından, gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Bakanlar Kurulu Toplantısı öncesinde, Başbakanlık Resmi Konutu'nda "çözüm süreci" ile ilgili bir toplantı yaptıklarını belirten Arınç, Nevruz öncesi ve sonrası gelişmeler hakkında, çözüm sürecinin içinde bulunduğu şartları tekrar değerlendirdiklerini söyledi.

Arınç, Bakanlar Kurulu'nda gündemdeki ilk maddenin TBMM ile ilişkiler konusu olduğunu vurgulayarak, bugün ve bundan sonraki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çalışma takvimi hakkında, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, tarafından sunum yapıldığını bildirdi.

Arınç, toplantıda, Başbakan Davutoğlu'nun da seçim süreciyle ilgili AK Parti genel merkezinde yaptığı çalışmalar, katıldığı kongre ve toplantılarla ilgili bilgi verdiğini ifade etti.

Arınç, bir soru üzerine, cumartesi günü "Barış Kenti Kudüs" ile ilgili toplantıdan sonra, pazar günü de Yeni Dünya Vakfı'nda üniversite öğrencilerine yönelik verdiği konferanstan sonra konuşmalar yaptığını, bu konuşmaların kamuoyunun malumu olduğunu dile getirdi.

Bazı medya mensuplarının bu konuşmaları, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile hükümet veya kendisiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında çekişme, ihtilaf ya da karşı karşıya gelme  durumu olduğunu belirten yazılar yazıp, dedikodular yaptığını" belirten Arınç, "Arınç fevri çıkış yaptı, duygusal tepki verdi, paralel devlet tartışmalarından ayrı düşmüşlerdi, şimdi intikam alıyor" gibi çok basit, sığ, terbiye dışı şeylerin konuşulduğuna işaret etti.

"Duygularımı karıştırmam"

Ülke ve millet meselelerine duygularını karıştırmadığını vurgulayan Arınç, sözlerini söyle sürdürdü:

"Yeni bir siyasetçi değilim. Yıllardan beri Parlamento içi ve dışında, Meclis Başkanlığında, devlet, hükümet yönetiminde bulunmuş bir insanım. Dolayısıyla tecrübelerimle gönlümden, kalbimden geçenleri birleştirerek, bir şeyler söylersem, elbette bunun tartışmasını kamuoyu yapabilir. Ama bunun kötü niyetli bir tartışma olduğunu söylemek için doğrusu sözlerimi ya anlamamak veya yanlış anlamaktan kaynaklandığını söyleyebilirim.

Biz Sayın Cumhurbaşkanımız ile duygusal polemiklere girecek tıynette insan değiliz. Ona karşı bir nezaketsizlik yapmayı hiçbir zaman aklımızdan geçirmeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız ile hukukumuzun yıllar öncesine dayandığını ve ateş çemberlerinden geçerek bugünlere geldiğimizi herkesin bilmesi lazım. Rahat yataklarımızda, ayaklarımızı uzatarak evlerimizde sadece bunların lafını ederek bugünlere gelmiş değiliz. Türkiye'nin her tarafını köyleriyle, kasabalarıyla, Avrupa'nın her yanını düşündüğümüz inancımızı ve ülke için gördüğümüz hayırlı işleri anlatarak geçirmiş, cezaevlerinden, DGM'lerden, siyasi yasaklı olmaktan, cuntacılıktan bugünlere kadar süzüle süzüle safiyetle samimiyetle gelmiş insanlarız.

Sayın Cumhurbaşkanımız ile olan hukukumuzun bir kardeşlik hukuku, bir dava arkadaşlığı hukuku olduğunu herkesin bilmesi lazım. Birileri bilmeyebilir, o yüzden vesile oldunuz, tekrar söylüyorum: Sayın Cumhurbaşkanımız devletin başıdır. Milletimizin birliğini temsil eder. Bu Anayasa'daki konumudur. Ama bunun dışında da bizim liderimizdir, yıllarca başbakanlığımızı yapmıştır, çile insanıdır ve örnek bir aile reisidir, milletini candan seven bir insandır ve halkımızın kahramanıdır. Bunları her zaman bilen, gözyaşlarıyla bu sevgiyi her zaman takdir eden bir insanım. Ama şunu düşünmemiz lazım: Sayın Cumhurbaşkanımız, bazı konularda düşüncelerini ifade ediyor. Eğer o düşünceler yanlış kanaate, eksik bilgiye, yanlış yönlendirme gayretinde olan insanların adeta hoşuna gidecek bir noktaya geliyorsa bize düşen, haşa onu eleştirmek değil, onu yanlış bulduğumuzu söylemek değil, onu bilgilendirmektir, olayın eksik kalan yönlerini anlatmaktır.

Benim iki gün üst üste yaptığım konuşmaları tek tek analiz ederseniz, en ufak bir saygısızlık göremezsiniz, muhatap alma göremezsiniz, polemik göremezsiniz. Ben hükümetin bir üyesiyim. Hükümetimi belli konularda elbette savunurum, yanlış anlamalara yol açabilecek eksik bilgileri tamamlamak da benim görevim olur. Dolayısıyla o günkü yaptığım konuşmaların, ben samimi olarak karşılandığını ve bundan artık diyalog yollarının ve kanallarının daha çok açılması gerektiğinden hareket ederek bugün geldiğimiz noktayı faydalı, yararlı bir nokta olarak görüyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız ile ilişkilerimiz sadece Anayasal çerçevede Cumhurbaşkanlığı ve hükümet ilişkilerini belli bir noktada götürmek değil, aynı zamanda Türkiye için çağ atlatacak noktada, en büyük gelişmelerde imzası bulunan, toplumsal kardeşliğimizi pekiştiren, ülkenin maddi kalkınmasında en önemli hizmetleri yapmış bir insanın, vatandaşlarımızın, yurttaşlarımızın, fakirlerin, yoksulların, kimsesizlerin sevgilisi haline gelmiş bir insanla, aynı zamanda saygıya ve sevgiye dayalı bir arkadaşlığımız da vardır."

"Kusuru kendimizde ararız"

Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerini hiç yanlış anlamayacağını, kendisinin de bugüne kadar onun sözlerini hiçbir zaman küçültücü, insanlara karşı söylenmiş alçaltıcı bir ifade olarak kabul etmediğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Çözüm Süreci ve diğer konularda, Sayın Cumhurbaşkanımızı eksik bilgilendirmişsek, belli konularda görüş ve düşüncelerine layıkı veçhile eğer karşılık verememişsek, kusuru kendimizde ararız. Ama kamuoyu bazı şeyleri tartışmaya başlamışsa o zaman da bunu en güzel şekilde ifade etmek bizim vazifemiz olur. Benim adım Bülent Arınç, söylediğim sözler ortadadır. Bunların arkasında hiç kimse bir şey aramasın. Ben cam gibi bir adamım, önüm arkam bellidir. Kimsenin adamı değilim, kimsenin çantasını taşımadım. Ben siyasi hayatımın sonunda, Allah kısmet ederse iki ay sonra, başım dik alnım açık olarak gezeceğim. Hiçbir akçeli işte benim ismim geçmez. Hiçbir dürüst olmayan ilişkide benim ismim geçmez. Ben hayatını, sevgisini, aşkını, gençliğini, çocukluğunu, evlatlarını bu dava için harcamış, tüketmiş bir insanım.

Her sözümün arkasında kimse 'Acaba neden bunu söyledi' diye herhangi bir şey aramasın. Başkaları için arayabilirsiniz ama ben bu hesapları yaparak bugünlere gelmiş bir insan değilim. 8 Haziran'da sokağa çıktığım zaman 'Bu adam namuslu, dürüst, vicdanlı bir adamdı. Doğru söylerdi, doğru söylediği için de dokuz köyden kovulmuştu. Helal olsun' diyeceklerini biliyorum. Başkaları için teminat veremem ama benim için böyle denmesi milyarlara, trilyonlara sahip olmaktan çok daha değerlidir.

Arkadaşım soruyor, 'Sayın Başbakan ile bunun öncesinde görüştünüz mü'. Bütün şerefimle temin ediyorum, cumartesi ve pazar günü yaptığım konuşmada, konuşacağımı değil ki içindeki içeriğini konuşmuş olayım."

MELİH GÖKÇEK'E SERT TEPKİ

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in Twitter'da kendisiyle ilgili mesajları eleştiren Arınç, "Ben görevimin başındayım. Bugüne kadar da zamkla yapışmış koltukta oturan bir insan değilim, bunu kendisi çok iyi bilir. Onun istediği noktaya ben siyasi hayatımda çok defa gelmişimdir, her şeyi de feda etmişimdir" ifadesini kullandı.

"Koltuk sevdası, mevki, makam sevdası" olmadığına vurgu yapan Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

"Çıkar para ilişkisi değil, adam kandırma değil, birilerinin yaptığı gibi. Ben burada bir dava için varım. Bu dava için ömrümü feda ettim. Ülkeme, milletime hizmet etmek için bu görevleri üstlendim. Allah kısmet ederse seçimlerden sonra bu görevde olmayacağım. Şerefimle yaşayacağım, sadece emekli maaşıyla geçinen ama kalbi huzur içinde olan bir insan olarak Ankara'nın sokaklarında dolaşacağım. Buna herkes emin olsun. Beni istifaya davet etmek, beni görevden almak için birilerine çağrıda bulunmak senin hakkın değil, haddin de değil."

Gökçek'e okkalı cevaplar vermeyi aklından geçirdiğini ama iki sebepten bunu yapamayacağını dile getiren Arınç, şöyle konuştu:

"Birincisi benim Gökçek'e değil ama onun değerli eşi Nevin Hanımefendi'ye çok büyük bir saygım var. Eşimle birlikte Nevin Hanım'ı çok beğenir ve severiz. Hayırsever bir kadındır, dindar bir hanımefendidir. Ankara'daki öksüzlerin, yetimlerin başını okşayan bir insandır. Belki de eşinin başarılarında en çok katkısı olan bir hanımefendidir. Bugün burada Gökçek hakkında bir şey konuşursam herhalde Nevin Hanımefendi'yi üzmüş olacağım. İkincisi yeni bir tartışma konusu ortaya atarak seçimlerden önce kafaları, zihinleri karıştırmak istemem. O yüzden Gökçek ile ilgili 100 konuyu 8 Haziran'dan itibaren ömrüm vefa ederse konuşmak isterim. Ama o gün gelinceye kadar hükümetimi yıpratacak, AK Parti'yi yıpratacak bir sözün, bir işin içinde olmam."

"17-25 Aralık sahtekarlıkları ortaya çıktığı günden itibaren hükümetimin yanındayım"

Ateş çemberinden geldiğini, her şeye dava adına katlandığını dile getiren Arınç, "O yüzden Gökçek, bakın sayın demiyorum, bu yazdıklarıyla bir tek şeyi amaçlıyor. Bir: Bir yerlere yaranmak istiyor. İkincisi: Oğlunun milletvekilli adaylığını garantilemek istiyor. Daha fazlasını bana söyletmesin" dedi.

Gökçek'in kendisi ve ailesiyle ilgili mesajlarına da değinen Arınç, özel hayata saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Benim cemaat denen olguya karşı sevgimi ve sempatimi 78 milyon insan bilir ama şunu da çok iyi bilir ki paralel yapı 17-25 Aralık sahtekarlıkları ortaya çıktığı günden itibaren ben hükümetimin yanındayım, ben Sayın Cumhurbaşkanımızın yanındayım. Sadece ben değil eşimle ve ailemle biz, paralel devlet yapılanmasının bir milli güvenlik meselesi olduğunu bilip, bununla mücadele eden insanlarız. Ben buyum. Her şeyimle ortadayım. Amerika'ya giden, olimpiyatlara koşan benim, bu hizmetlerin ne kadar iyi olduğunu anlatan benim. Ben bunları gizlemedim ki. Ama Gökçek bunlardan daha fazlasını yapmıştır. Belediye başkanlığı adaylığında ve seçimlerde oy isterken bu yapının kucağında oturmuştur. Bu yapıya Ankara'yı parsel parsel satmıştır. Yurt yerleri vermiştir, zengin iş adamlarına okullar yaptırmıştır. İmar planlarında değişiklikler yaptırmıştır. Şunları yaptırmıştır, bunları yaptırmıştır. 30 Mart seçimlerine kadar da ağzından da bu paralel yapıyla ilgili bir tek kötü cümle çıkmamıştır. Çok zor seçimi kazandıktan sonra birilerine yaranmak için mücadele ediyor görünmektedir. Kanunen vermiş olduğu yerlerin hepsini iptal etme kaygusundadır. Mahkemelerde boğuşmaktadır. Biz o zaman, hiçbir zaman Ankara'yı veya devletin imkanlarını bu yapı için onların eline, kucağına bırakmadık."

"Adaylığına itiraz ettim"

Başbakan Yardımcısı Arınç, 2009 ve 2014 seçimlerinde Gökçek'in adaylığına itiraz ettiğini bildirerek partisinin adaylık kararından sonra Gökçek'i desteklediğini kaydetti. Arınç, şunları belirtti:

"Adaylığı üzerine karar verince eleştirilerimi bıraktım, onun seçilmesi için çalıştım. Bir AK Partiliye yakışan da bu olmuştur. Dolayısıyla o günden kalan bir hıncını şimdi bir şekilde çıkarmaya çalışıyor. 8 Haziran'a kadar müsaade. Bir, bunu kişisel olarak yaptığını düşünüyorum, 8'inden sonra hesabını sorarım. Ama birileri arkadan kuklacılık yaparak bunu kullanmak istemişse benim kulaklarım iyi duyar, onları da teşhir ederim. Onlar da şimdiden korkmaya başlasınlar. Bana bunu saldırtan kişi veya kişileri 8'inden sonra, Allah'ın izniyle ortaya çıkarırım. Ama yüzde 99 kendi inisiyatifiyle bunu birilerine yaranmak duygusuyla yaptığını düşünüyorum. Tekrar eşinden ve onu sevenlerden özür diliyorum. Bana böylesine hayasızca hakaret eden bir şahsa herhalde bunları söylemem gerekirdi."

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 - 2016 Kamu Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : | Haber Yazılımı: CM Bilişim